16 Mart 2006

ANNE OLMAK...

Aslında bugün yazmayı planladıklarım çok farklı şeylerdi.

Geçen sefer yiyip de resmini çekemediğim Havuzlu Restoran'ın leziz yemeklerini, halamın taaaa Malatya'lardan gönderdiği İçli Köfteleri ve annemin geçen hafta yaptığı Keşkeki anlatacaktım size.

Ama bu sabah liseden sınıf arkadaşımın gönderdiği bir yazıyı sizlerle paylaşmak istedim.

Okulu olmadığı için hiçbirimizin baştan öğrenemediği, deneme yanılma yoluyla çabaladığı ama hep en iyisi olmak istediği bir görevimizi anlatmış gönderdiği yazı.

Buyrun;

"OKSİJEN MASKELERİNİZİ TAKIN!!..."

Psikolog Ebru Yilmaz tarafindan kaleme alinan bu yazida bakin neler yaziyor:

Uçaklarda yapilan bir anons vardir. Tehlike durumlarinda oksijen maskesini annelerin önce kendilerine sonra çocuklarina takmalari önerilir. Siradan gibi görünen, belki de defalarca duydugumuz bu anons, aslinda çocuk egitimi ile ilgili çok önemli bir felsefeyi içinde barindirmaktadir. Ögrenilen annelik rolünde çocuk hep önceliklidir. Ama çocugunu kurtarmaya çalisirken, anne kendisini yok ettigini fark etmez çogu kez. Anne nefessiz kalirsa çocugu kurtarma sansini tamamen yitirmis olacaktir.
Elbette ki çocuklarin öncelikli oldugu durumlar olmalidir. Ama bu öncelikler anneyi yok edecek öncelikler olmamalidir. Toplumumuzda annelik rolü ile "saçini süpürge etme" deyimi birlikte düsünülür. Anne kendinden vazgeçip, durmaksizin çocuga bir seyler vermeye baslayinca istemese de, aksini iddia etse de çocuktan beklentisi çok yükselir. Çocuk bu beklentileri bugün ya da gelecekte karsilayamayacaktir. Anne de böylesine vermisken, karsilik alamadigini düsünüp büyük hayal kiriklari ile bas basa kalir. Hepimizin çevresinde, belki çok yakininda çocuklari için gençligini feda etmis anneler vardir. Böylesi bir iliskinin saglikli olmasi beklenemez. Anne çocuklarina hiçbir zaman ödeyemeyecekleri bir borç vermistir. Koskoca bir yasamin bedelini hiçbir evlat ödeyemez. Ömür boyu minnet duyulan bir iliski dogar; ki minnet duyularak kurulmus bir iliski, saglikli bir iliski için hiç de tercih edilen bir biçim degildir.
Ve bir gün gelir, beklentisi su ya da bu sekilde karsilanmayan anne, "senin için neler yaptim der", aldigi cevapsa çok can acitici olabilir; "yapmasaydin..." Aslinda bu cümlenin alt yazisi annenin canini acittigi gibi, çocugun da canini acitmaktadir. Çocuk "Yapmasaydin da beni böyle borçlu birakmasaydin... Yapmasaydin da ben de kendimi daha özgür hissetseydim... Yapmasaydin da benden bu kadar çok sey beklemeseydin... Yapmasaydin da kendimi mutlu ve iyi hissettigim anlarda bu kadar suçluluk duymasaydim..."
Çok can acitici degil mi sizce de? Çevremizde siklikla rastladigimiz, çocuk dogunca hayattan istifa eden anneler vardir. İslerini birakirlar, kendileriyle ilgilenecek vakitleri yoktur, sosyal çevrelerinden yavas yavas izole olurlar, esleriyle iliskileri neredeyse ayni evde yasayan iki arkadas gibidir. Çocugun dogumuyla hayat sanki durmustur. Aradan dört bes yil geçer, artik ufaklik büyümüs ve okul çagina gelmistir. Simdi ne olacak? Haydi, sil bastan mi? Ya da depresyon mu? Bildigimiz bir sey var ki böylesine annelik odakli bir yasamda, çocukla kurulan iliskinin, bir bagimlilik iliskisi olmasi kaçinilmaz.
Kendimize bazi sorular soralim. Bakalim annelik odakli bir yasamimiz mi var:

- En son ne zaman kiz arkadaslarla bulusup, yemege gittiniz?
- En son ne zaman kendi basiniza bir kitapçiya gidip, yeni çikan kitap ve albümlere göz attiniz?
- En son ne zaman esinizle romantik bir aksam yemegi yiyip, el ele sokaklarda gezdiniz?
- En son ne zaman is çikisi arkadaslarinizla bir kahve içtiniz?
- En son ne zaman esinizle bas basa bir tatil yaptiniz?

Bu sorularin yanitlari "çoook uzun zaman oldu, hatirlamiyorum" türündense, anneligi yasayisiniza bir daha bakmak lazim. Eger anne mutluysa çocuk da mutlu olacaktir. Anne mutsuzsa, kisisel birtakim tatminler yasamiyorsa, okudugu çocuk gelisimi kitaplari pek de ise yaramayacaktir.
Kisaca; ögrendiginiz annelik rolüne kendinizle ilgili eklemeler ya da çikarmalar yapmazsaniz, yani kendinizi mutlu kilmazsaniz, bu uzun soluklu yolculukta çabuk yorulmak, hatta bazen de tükenmek kaçinilmaz olacaktir.
Gelelim babalari neden muaf tuttugumuza... İtiraf etmek gerekirse babalar bu konuda annelerden daha iyiler.

Hayat "anne" olmaktan çok baska anlamlar da içerir. "Annelik" en önemlisi olabilir ama asla tek anlam olmamalidir.

15 yorum:

Serap dedi ki...

Bu yazi cok hosuma gitti...
Son cümleyi okuduktan sonra hemen aklima su atasözü geldi.
CENNET
ANNELERIN
AYAGI
ALTINDADIR......
Bosuna degil !!!!!

Çiğdem dedi ki...

Arkadaşım, yazıyı okuyunca aklıma geldi... Bizim en son kızlar toplantısının üzerinden epey zaman geçti, değil mi? Kendimizi ertelemeyelim:))

just my stories dedi ki...

sanirim bu tip anneler hepimizin anneleri, ama bazen biraz daha esnek olmak, kendine vakit ayirmak gerekiyor sanirim, bu yaziyi kaydettim ve kulagima kupe yaptim, bebislerim olunca bakalim ne kadarini uygulayabilecegim:)

Age35 dedi ki...

Damlacım,çok güzel yazmışsın eline koluna sağlık..

DeLi KeDi dedi ki...

Hani bazen cozuturuz ya"ulan adet bizde,hamilelik bizde,doğurma bizde,kadınhastalıkları bizde,akıntısı kaşıntısı mantarı çıntarı her bi poh iş bizde,erkekler ne rahat anasını satiim,at tohumu,çekil kenara"diye.
Ben hamilelik ve doğurmayı kadına bahşettiği için çok şükrediyorum yüce Rabbime.Erkeklere acıyarak bakıyorum"yazık size yaaa,zavallılar,içinizde bi canlı büyütmenin,onu dünyaya getirmenin keyfini hiç bilmediğiniz ve asla bilemeyeceğiniz için"diyorm.
Bu kutsal görev bizimdir,bizim kalacak.Teknoloji ne kadar gelişirse gelişsin doğuran erkeğin anasını satarım ona göre.

zeyno dedi ki...

Yazı çok güzel. Tam da annelere şöyle bir silkinin ve biraz da kendinize zaman ayırın dercesine.
ama ne kadar uygulayabiliriz orası bilinmez....

tata dedi ki...

Sevgili Damla,
Gercekten cok güzel ve düsündürücü bir yazi. Benim 24 ile 21 yaslari arasi dört cocugum var, hepsi de evde. Yani annelik görevlerim hala devam ediyor. Belki bende de bazen abartmalar oldu, fakat esim sayesinde hep normal sinirlarda kalabildim, yani yazidaki sorulara olumlu cevap verebiliyorum. Bu durum bizi aile olarak daha fazla bagliyor ve mutlu ediyor.
Sana da mutluluklar, sevgiler.

DAMLA dedi ki...

Serap'cım,
bence de çok doğru bir söz... ama insan anne olunca anlıyor değil mi?
Çiğdemcim,
doğru demişsin arkadaşım kızlar toplantımızı aksatmayalım!!...
Banucum,
bu yazı bebeklerin olduğunda işine çok yarar.
Sevgili Age35 ve Zeyno,
yazıyı beğenmenize sevindim, kendimizden birşeyler buluyoruz değil mi?
Sevgili Biyonikkedi,
hamileliği abuk subuk hale getireblerde yok değil hani... Bkn. ebru Şallı ve muhteşem yorumları
Sevgili Tata,
ne güzel 4 tane evladın var... Yazıda bahsedilenlerin bir kısmını ben de uygulayabildim ve uyguluyorum. Evliliğimin sağlığı açısından da bunun gerekli olduğuna inanıyorum.

age35... dedi ki...

Sevgili Damla blog adım ve adresim de küçük bi değişiklik olmak zorunda kaldı...

age35plus@blogspot.com

DAMLA dedi ki...

Age 35,
walla yeni sayfana uğradım ama yorum bırakamadım.
Geçmiş olsun, inşallah en kısa zamanda düzeltebilirsin :))

Adsız dedi ki...

Merhaba Damla Damla ben senin sayfani Viyana dan okuyorum, bende 12 yildir anneyim, cok güzel bir duygu. Esim serbest meslekle ugrastigi icin genelde ben evdeki anne ve baba konumunu oldum 12 yildir, zaten eslerin kolayina gelen kisim da bu sanirim. Kiz arkadaslarla ki ben 16 yildir en sonunda 2 kiside karar kildim, zamanlarimiz uyusmuyor. Neyse konu aslinda uzadikca uzar, ama her seye ragmen hayat cok güzel

ibeking dedi ki...

walla bu yazı bana ilaç gibi geldi...

DAMLA dedi ki...

Sevgili anonymous (adını yazmadığın için isminle hitab edemedim!!..)
Kız arkadaşlar ilaç gibi oluyorlar bazen, bence zaman ayarlamalısın...

Sevgili Ibeking,
kendine herzaman vakit ayırmaya çalış, inan ki sonrasında çocuğunla daha mutlu vakit geçiriyorsun.
PS: Kendini de hiç suçlu hissetme, böyle düşünen tek anne sen değilsin!!...

Binnur Akhun Önen dedi ki...

Sevgili Damla,
yazın içime işledi.
Kızım ben PC'ye bakarken tek başına boş boş dolanıyor evin içinde diye içten içe canımı sıkarken tam.
Haklısın, tam adanmışlık ters tepebilir.
BEn de şu an onun için çalışma hayatına bebeği için ara vermiş, zaman zaman bu yüzden kendini sorgulayan, dertlenerek arkadaşlarının başının etini yiyen bir orta yaş bunalımı kadınım :) (O kadar kötü değil tabi)

Kimi blogcuların cocukları üzerine yazdıklarına bakıp daha çok suçluluk duyuyorum. Onlar bebeklerine benden cok mu özen gösteriyor acaba gibilerde.

Ama fark ettim ki benden bu kadar. Küçümsediğim çabalarım aslında hic de azımsanmayacak oranda. Demek ki suçluluk duygusu anneligin bir parçası. Bununla yaşamayı öğrenmeli...

Sevgiler.

DAMLA dedi ki...

Merhaba Binnur,
onlar için en iyisini kendi hayatımızı feda ederek yapmak ve bunu yaparken de mutsuz olmak!!!.. Böyle bir durumda çocuklarımıza ne kadar faydal olabiliriz ki?... En iyisi orta bir yol bulmak olmalı değil mi?