YORUMSUZ etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
YORUMSUZ etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

09 Mart 2008

YORUMSUZ...

AŞAĞIDAKİ YAZIYI BİR ORTAOKUL ÖĞRENCİSİ, OKULUNUN DUVAR GAZETESİNE YAZMIŞ.

İNANILMAZ GUZEL VE FARKLI BİR BAKIŞ AÇISI İYİ DE YAPMIŞ.



Bu ülkede yasayan her insanin bağımsızlığını ve demokrasisini borçlu olduğu insan:

ATATÜRK...

Gençliğinde kot pantolon giyememiş.

Sevgilisinin elinden tutup hasılat rekorları kiran bir sinema filmine gidememiş...

Padişah ona Trablusgarp Cephesi'nde görev verdiğinde, lüks uçak şirketinin, first class koltuğunda viskisini yudumlayarak görev yerine gidememiş...

Halkına bağımsızlık fikrini anlatabilmek için kortej esliğinde Mercedes'lerle gezememiş Anadolu'yu...

Kurtuluş hareketini başlatmak için 19 Mayıs'ta Samsun'a ayak basan ayağında spor ayakkabısı ya da kovboy çizmesi yokmuş...

Kazandığı her savaştan sonra savaş sahasına fırlayıp moral veren mini etekli ponpon kızlar da yokmuş...

Tarih kitaplarına bakılırsa, Yunanlıları İzmir'den denize döktükten sonra timsah yürüyüşü de yapmamışlar...

Ülkesinde yapacağı devrimleri, unutmamak için not alacağı bir cep bilgisayarı olmadığı gibi, kendisine suikast girişiminde bulunacakları da cep telefonundan öğrenememiş!

Atatürk için üzülüyorum.

Dağ gibi adam, bir radyo programına faks çekemeden, İsmet Pasa için Safiye Ayla'dan bir istek parçası isteyemeden gitti ..

Lozan Zaferi'nden sonra veya Cumhuriyet'in ilanından sonra arabaya atlayıp sabahlara kadar korna çalıp, elinde bayraklarla sokaklarda tur atamadı.

Evinin balkonuna çıkıp, bir şarjör mermiyi havaya sıkamadı.

Atatürk'e acıyorum...
Sen kalk, dört kadınla evlenebileceğin bir dönemde dünyaya gel, sonra değerini bilmeyip tek kadınla evlilik sistemini getir. Aaaah ah...

Çılgın diskolara gitmek, sabahlara kadar içip, içip rock yapmak, babasının mersedesini alıp söyle bir Emirgan turu çekmek dururken...

Bunları yapmadı Atatürk...

Keyif çatmadı...

Tüm hayatini ülkesinin kurtuluşuna ve uygarlaşmasına harcadı...


ISTE ONUN IÇIN BÜYÜK ADAMDI ATATÜRK HER FIRSAT ELINDE VARDI.

O ISE SADECE BU MILLETIN BAGIMSIZLIGINI ISTEDI.

BÜTÜN SUÇU 2 KADEH RAKI IÇMEKTI O KADAR.....

23 Ocak 2008

24.OCAK.1993


03 Aralık 2007

NE GÜNLERE KALDIK ?...

Hürriyet gazetesinden Mehmet Y. YILMAZ'ın bugünkü yazısını aşağıya kopyaladım. Hoş birçok gazetede bu haber vardı ya...
.........
Hoca’nın nefesinin jinekolojik sonuçları;
Kadın-doğum uzmanı Dr. Alp Nuhoğlu, geçenlerde Amerika’ya gittiğinde Fethullah Gülen’i de ziyaret etmiş. Hatırlayacaksınız, Dr. Nuhoğlu ile eşi Zeynep Tokuş’un prematüre bir bebekleri oldu. Zamanından çok önce doğan bebek, ciddi sağlık sorunlarıyla mücadele ediyordu. Fethullah Hoca, görüşmeleri sırasında bebeğin durumunu sormuş ve üzerinde dua yazılı, kendisine ait bir altını doktor beye vermiş."Bunu al, oğluna tak. Merak etmeyin, Allah’ın izni ile iyi olacak" demiş.Doktor Bey, İstanbul’a döndüğünde ne görsün: Bebek iyileşmiş, rahatça nefes alıyor, annesinin sütü ile beslenebiliyor!Dr. Nuhoğlu, Vatan’da, "Hoca Efendi’nin duasının tuttuğuna inandığını" anlatıyor.Uzun süredir Kıbrıs’ta açmayı planladığı tüp bebek merkezinin ruhsat işlemleri de bu arada şıp diye olmuş. Doktor Bey, bunu da Hoca’nın "nefes kuvvetine" bağlıyor.Çaresiz durumdaki cahil insanların hocaların nefes kuvvetinden yararlanmayı ümit etmeleri ve bu tür doğaüstü olaylara inanmalarını anlayışla karşılıyorum.Bu işe yaramasa bile psikolojik bir rahatlama sağlayacak bir şeydir.Ama pozitif bilime inanması gereken, üstelik de tıpta böyle mucizelere yer olamayacağını en iyi bilebilecek durumda olan bir hekimin buna inanmasını anlayabilmek güç.Hadi kendisi inandı diyelim, bunu gazetelerde anlatması ve başka insanları da buna inanmaya teşvik etmesi ne oluyor?Bundan sonra Alp Bey’in hastalarına acaba böyle bir hizmeti de olacak mı?Öyle ya, ne gerek var Kıbrıs’ta bir tüp bebek kliniği kurmaya?Hoca, Alp Bey’e bir iki dua gönderir, bütün fertilite problemleri dünyanın parasını harcamaya gerek kalmadan çözümleniverir.Bence Tabip Odası ve Tıp Fakülteleri bu konuyu görmezden gelmemeli.Alp Bey’in, jinekolojiye bu katkısını iyice incelemeli ve kendisini Nobel Tıp Ödülü’ne de aday göstermeli.
........