
HERKESİN YENİ YILI KUTLU OLSUN.....
Aslında davet soframın ve yaptıklarımın resimlerini çekip, yayınlamayı planlamıştım ama, o güne özel öyle bir hengame yaşadık ki, misafirlerimizin gelmesine çok az bir zaman kala hazırlıklarımı tamamlayabildim ve ancak "Kaşık Pastası" nın resmini çekebildim.
Yapımı çok kolay bir tarif. İçinin malzemesine de istediğiniz ilaveleri yapabilirsiniz. Tamamen sizin damak zevkinize göre...
Mesela bu sefer ben dışı çikolata kaplı üzümlerden ekledim, gayet hoş bir tat verdi...
Kıvamı tutturamadım, pastanın şeklini veremedim gibi dertleri de yok :))
Misafirlerim çok beğendi, umarım siz de beğenirsiniz!!...
Malzemeler:
1/2 kg.süt
1 rakı bardağından bir parmak az un
1,5 rakı bardağı şeker
1 paket ülker kakao
2 yumurta sarısı
1 çorba kaşığı margarin
İç Malzemeler:
15-18 adet kedi dili
ceviz, fındık,çikolata parçaları, şekerlemeler
Öncelikle muhallebiyi hazırlıyoruz. Margarin hariç tüm malzeme karıştırılarak pişirilir, koyulaşınca ocaktan alınır ve margarin ilave edilerek mixerle karıştırılır.
Sonra derin bir kap içine boşaltılır ve içine ufalanmış kedi dilleri konur (malzemenin kedi dilleri tarafından iyice emilmesi lazım o yüzden kullandığınız kedi dilinin büyüklüğüne göre ne çok ne de az olmasına dikkat edilmesi lazım).
Küçük küçük elde parçalanmış ceviz, fındık ve çikolata da eklenir. Yerken ağızda hissedebilmek için ben çok küçük parçalamadım.
Bahar pastanesinden aldığım vişne,portakal ve incir şekerlemelerini de küçük küçük keserek içine ekledim (pasta kıvamının koyuca olması gerekiyor).
Servis yapacağınız tabağa koyup, üstünü krem şanti ile süslüyebilirsiniz. Annemin tarifinde üstüne çekilmiş antep fıstığı dökülüyor ama bende olmadığı için ben damla çikolata ile süsledim.
Misafirlere (adı üzerinde) kaşıkla sunuyorsunuz.
Afiyet olsın :))
Bunu bu haftasonu evimizde vereceğim pre-yılbaşı partisinde yapacağım. Sanırım çocukların da çok huşuna gider :))
Küçük yuvarlak krakerlerin üzerine salamdan şapka yapıyorsunuz. Sonra labne ile şapka kenarını ve sakalı tamamlıyorsunuz. En sonunda da kapari ile gözler, maydanoz ile de bıyığı yapıyorsunuz.
Harika değil mi?....
Benim çok hoşuma gitti....
Aslında bunu bulduğum sayfada çok ilginç fikirler daha vardı, bakmanızı öneririm!!!....
Neden derseniz...
Salı akşamı İstanbul'da her yaşayanın başına gelebilecek bir olayla karşılaştım. Nişantaşı'nın en işlek caddesi (Maçka Spor caddesi) üzerine park ettiğim aracımı, arka camı kırılmış olarak buldum!!!...
Kız kıza geçirdiğim o harika sushi akşamım bana bayağı pahallıya patladı ve zaman kaybıma neden oldu :((
Neyse sözün kısası, arabamı dün tamire bırakmak zorunda kaldığım için ofisime gidemedim (bu arada evim ve ofisim arası 45Km.), ben de kendimi hamur işlerine adadım.
Yukarıdaki kurabiyeleri daha önce Mine'de görmüştüm. Evde sadece kırmızı gıda boyam vardı. Dolayısıyla hepsi kırmızı-beyaz oldu.
Mine'nin tarifinden yaklaşık 70 kurabiye çıktı!!... Ben de bunları güzel güzel paketleyip, apartmandaki komşularımla paylaştım. Verdiğim herkesin çok hoşuna gitti doğrusu!!..
Mine'cim, tarifin bir harika. Yayınladığın için teşekkürler!!...
Giysi, ayakkabı, gözlük veya biblo, tabak,tuzluk, tablo.... farketmez.Bir de evimi mevsime göre dekore etmekten çok hoşlanırım. Yılbaşında farklı, ilkbahar da farklı aksesuarlar kullanırım.
Dün akşam oğlum çam ağacımızı süslemek istedi, ben de onu kıramadım.
Çocukken ben de çok özenirdim çam ağacı süslemeye ama o zamanlar öyle şimdiki gibi süsler bulunmazdı ki... :((
Şimdi, her sene çam ağacımız için muhakkak 3-4 yeni süs alıyorum, uğur getirirmiş!....
Bu meleği de bu sene aldım. Harika değil mi?...
Diğer blog sahiplerinin mutluluklarını okumak çok güzel de....
İnsan kendisi için düşününce nasıl sıraya koyacağını bilemiyormuş!.....
Bakalım ben neler bulabileceğim?...
Benim 10 küçük mutluluğum;
1- Oğlum ve eşimle yan yana ellerimizde patlamış mısır ve kola ile televizyonda harika bir film izlemek.
2- Soğuk ve karlı bir günde evde kek ve kurabiye pişirmek. Sevdiklerimle beraber camın karşısında sıcacık çayla beraber bunları yemek.
3- Çat kapı gelen arkadaşlarımın olması. Dostlarımı evimde, onlar için pişirdiklerimle ağırlamak ve misafirlerimin benim yaptıklarımı beğenmeleri.
4- Uzun zamandır görüşmediğin bir dostumla tekrar karşılaştığımda, kaldığımız yerden dostluğa devam edebilmek.
5- Her daim alışveriş yapabilme özgürlüğü. Tabii evde bunları koyabilecek yer özgürlüğü de...
6- Oğlumun sağlıklı bir şekilde büyümesini, gelişmesini izlemek.
7- Sevdiklerime özel günlerinde sürprizler yapmak.
8- Akşam pişecek yemeğe karar vermiş olmak. Hatta haftalık yemek planını yapmış olmak.
9- Yaratıcı olmak ve ortaya çıkan eserimin çevremdekiler tarafından beğenilmesi.
10- Oğlumun veya eşimin hiç beklemediğim bir anda beni ensemden öpmeleri.
11- Araba kullanırken çok sevdiğim bir şarkının radyoda çalması ve bağıra çağıra şarkıya eşlik etmek (nasılsa kimse duymuyor!!!...)
12- Dans etmek, dans etmek, dans etmek....
13- Yazın, Cumartesi günleri Alaçatı pazarından sebze-meyve alışverişi yapabilmek (aslında yazın Levent pazarı da fena olmuyor!!.....).
14- Seyahat etmek, yeni yerler keşfetmek. Gittiğim yerleri mümkünse mutlaka yürüyerek gezmek.
15- Yazın yapılan domates salatasının suyuna ekmeğimi banıp, yemek.
16- Kız arkadaşlarımla arada kaçamak yapıp akşam yemeğine çıkmak ve sıkı kaynatmak!!...
Ooooooo..... ben 10'u çoktan geçmişim!!!....
En iyisi burada durmak.
Ben de ÇİRKİN ÖRDEK ve BİR MİMARIN GÜNLÜĞÜ/BEGÜM'Ü sobeliyorum :))
Bu haftasonu YILBAŞI ile ilgili çalışmalarıma başladım.
Öncelikle dore püsküllü KIRMIZI masa örtümü bitirdim!!...
Daha sonra çocuklarımız sayesinde (aynı sınıfta okuyorlar) tanıştığımız sevgili arkadaşlarım Dilek, Özlem ve Kadriye'nin yılbaşı hediyelerini hazırladım.
Ne yazık ki şimdi ne olduğunu söyleyemeyeceğim, çünkü benim yazılarımı onlar da okuyor!!!...
Ancaaak.... bu hafta bizde hep beraber kahvaltı edeceğiz, hediyelerini de o zaman vereceğim....
Hem kahvaltı soframın hem de hediyelerimin resimlerini çekip sizlerle mutlaka paylaşacağım!!..
Bu arada haftasonu ben de sobelenmişim :))
"10 Küçük Mutluluk"
için beni sobelemişler.
En kısa zamanda yazacağım, aklımda!!....
Bu yemeğin orjinali (anneannem ve annemin yaptığı şekli) elde açılan yufka ile yapılıyor ama üçüncü nesil olan bizler (ben ve kuzenlerim) bunun pratik tarifini , yani hazır yufka ile olanını yapıyoruz.
Hazır yufka ile yapıldığı için yapılışı gayet kolay ve de son derece leziz bir börek, herkese kesinlikle tavsiye ediyorum.
Haa, bu arada pişerken o kadar muhteşem kokuyor ki, evdekiler böreği bir tabağa koyup şık bir resmini çekmeme izin vermediler. Fırından çıktığı gibi resmini çektim, dumanı daha üstünde tütüyordu.
Malzemeler:
4 yufka
1 büyük kuru soğan
3 büyük patates
250 gr.kıyma
10 kepçe kaynar et suyu
3 çorba kaşığı margarin (et suyunun içine konulacak)
8 çorba kaşığı zeytinyağ
tuz, karabiber
Yapılışı:
(Annemin notu; yufkanın ortasındaki büzülmenin eşit olmasını sağlamanız gerekiyor!!...)
Hepinize afiyet olsun, yorumlarınızı bekliyorum arkadaşlar!.....