08 Aralık 2005

MEKTUP YAZMAK

Eskiden ne kadar önemliydi bizim için mektup yazmak değil mi? Daha da önemlisi mektup okumak...
Hele bizim ailemizde heyecanla beklerdik mektup gelmesini. Çünkü dayımlar yurtdışında yaşıyordu ve mektup bizim haberleşmemizi sağlayan en önemli unsurdu.
Ben çocukluğumda çok şehir dolaştım (babam askeri dokturdur!!), hatta ilkokulu 5 ayrı okulda okudum. Bizim evimize telefon ilk, ben lisede okurken bağlanmıştı (zaten ondan sonra da hiç tayin olmamıştık). Bunun öncesinde nereye taşınsak en yakın telefon sahibi komşu tesbit edilir ve acil durumlarda kullanılması için onların numarası dayımlara verilirdi.
Telefonla konuşmak çok kolay olmadığı için mektup haberleşmenin baştacıydı... 30'lu yaşlarında olanlar mutlaka pul koleksiyonu yapmıştır mesela... Çünkü hayatımızın bir parçasıydı.
Şimdiki gibi değil yani...
1. ya da 2. sınıfta oğluma mektup yazma ve bunu postalama ödevi verildiğinde ikimiz beraber postanenin yolunu tutmuştuk. Oğluma pulun nasıl yapıştırılacağını anlatmıştım yolda. Sonra postanede pulu damgayla otomatik bastıklarında büyük bir hayalkırıklığı yaşamıştı oğlum!!... Ben de şaşırmıştım doğrusu... Sonra fark ettim ki ben en azından 20 senedir postaneye gidip mektup postalamamışım!!....
Bütün bunları niye mi anlattım?...
Dün oğluma bir mektup geldi.
Yurtdışında yaşayan Serap teyzesinden.
Mektubu aldığında o kadar heycanlandı ki anlatamam size.
Teyzesi çok güzel şeyler yazmış ve onun da cevap yazmasını istemiş. Dün akşam oğlum heyecanla cevap yazdı ve ben bugün postaya vereceğim.
İnşallah bunu devam ettirebilir ve mektup beklemenin o güzel heyacanını hissetmesini sağlayabilirim.
Bu arada birşeyi merak ettim. Günümüzde okullarda çocuklara "BAK POSTACI GELİYOR" şarkısını öğretiyorlar mı?...

7 yorum:

BGM dedi ki...

Benimde pul koleksiyonum vardı..
:(( yaşlandım mı ne? Ben arada kardeşime, eşime, kuzenime ve arkadaslarıma mektup yazıyorum ama elden teslim ediyorum.. :))

DAMLA dedi ki...

NE GÜZEL ÜŞENMEDEN YAZIYORSUN :) BENCE İYİ Kİ POSTAYA VERMİYORSUN ÇÜNKÜ 1 AYDAN ÖNCE ELİNE GEÇEMİYOR!!...
BAHSETTİĞİM MEKTUP DA BİZE TAM 18 GÜNDE GELMİŞ!...

pino dedi ki...

ben kucukken IYS diye bir organizasyon vardi..dunyanin heryerinden mektup arkadasi buluyordu..benimde 7 8 tane mektup arkadasim vardi..ne sevinirdim posta kutusunda onlardan mektup aldigimda..simdi internet var ama ayni tadi vermiyor..bu arada blogunu yeni kesfettim..benim blogun linkini goruncede cok sevindim..tesekkurler:)
gorusmek uzere:)

pino dedi ki...

ben kucukken IYS diye bir organizasyon vardi..dunyanin heryerinden mektup arkadasi buluyordu..benimde 7 8 tane mektup arkadasim vardi..ne sevinirdim posta kutusunda onlardan mektup aldigimda..simdi internet var ama ayni tadi vermiyor..bu arada blogunu yeni kesfettim..benim blogun linkini goruncede cok sevindim..tesekkurler:)
gorusmek uzere:)

mom dedi ki...

damla merhaba blogunda link verdigini gorunce cok sasirdim, yeni kesfettigim technorati.com a bakiyodum, iyi ki bakmisim yoksa senden hic haberim olmayacakti...

burcunun-gunlugu dedi ki...

Bizim de Van'da bir kardeşimiz var.onunla mektuplaşmaya yeni başladık.hem onun Türkçeyi guzel bir şekilde okuyup yazmasının gelişmesi hem de sizin de dediginiz gibi mektup yazıp postaya verme
,cevap bekleme gibi ozledigimiz şeylerin yeniden tadına varıyoruz.
Bu arada ben de terazi burcuyum:))

DAMLA dedi ki...

Sevgili Pino ve Mom,
bloglarınızı oradan oraya atlarken rastlantı eseri keşfettim ama müdavimi oldum. Çok hoş şeyler yazıyorsunuz, pino bir de çiziyor!!! hem de harika şeyler. Bir cin ali bile çizemeyen birisi olarak böyle şeyler çizenleri uzaylı gibi gördüğümü söyleyebilirim!! (hafif bir kıskançlık da olmuyor değil hani!!...)
Sevgili Burcu,
Van'daki mektup arkadaşını sanırım "Kardeşini Seç" ile buldun. Ben de özellikle oğlum için bunu yapmak istiyordum ama bir türlü fırsat bulamadım (tamamen benim suçum, yoksa oğlum da hevesle bekleyip duruyor). Ne güzel sen becermişsin, darısı başıma!!..