27 Eylül 2006

BİZİM PRENSES'İMİZ PEK Bİ YARAMAZ!!...

Bakarmısınız nerede oturduğuna?!....
Gündüz eğer ben evdeysem dibimden ayrılmıyor...
Daha düne kadar en büyük kavgamız sandalye kapmada oluyordu!!...
Laptopumun başına oturmayayım, ya kucağıma çıkacak (ki şu anda bunları yazarken de kucağımda) ya da bir şekilde yerimden hafifçe kalkmışsam anında yerime oturacak!!!...

Dün akşam da açık bıraktığım laptopumun sıcaklığını keşfetmiş kendileri !!....
Öyle rahat oturuyor ki... Hiç kimseyi umursamıyor...
Bundan sonra da laptopumuzu paylaşacağız kendisiyle herhalde !!...

26 Eylül 2006

TAVUKLU PATLICAN KEBAP

Aslında bu yemeği tamamen evdeki malzemeleri değerlendirmek için yaptım ama çok lezzetli olduğunu söyleyebilirim.

Malzemeler:

6 adet patlıcan
5 adet tavuk but külbastı
1 adet soğan
4-5 diş sarmısak
hardal
tavuk tozu
salça
domates
tuz-karabiber

Yapılışı:

* Patlıcanlar alacalı kesilir ve küp şeklinde doğranır (tuzlu suda bekletmeyi unutmayın tabii!!..)
* Bol kızgın yağda hafifçe kızartılır ve bir kenarda bekletilir.
* Tavuklarda aynı büyüklükte küp şeklinde doğranır.
* Yemeklik doğranmış soğan kavrulur, üzerine ince kesilmiş sarmısaklar eklenir.
* Daha sonra tavuklar da eklenir ve pişirilmeye başlanır.
* Tavukların üzerine küp küp kesilmiş domates, tavuk tozu, hardal (ben tavukla yaptığım her yemeğe mutlaka ekliyorum), tuz ve karabiber eklenir.
* Hafifçe pişirdikten sonra üzerine kızartılmış patlıcanlar ilave edilir. Biraz suyla ezilmiş salça üstüne dökülür.
* İnce şeritler halinde kesilmiş kırmızı biberle süslenir ve kısık ateşte pişirilir.

Pilavla beraber harika oluyor, denemenizi tavsiye ederim :)

Afiyet olsun!!...

Aaaaa....
Aralara tatil resimleri koymadan olmaz di mi?
Bu kediciği Kuşadası Kısmet Otel'de gördük.
Öyle sevimli birşeydi ki...
Sürekli hoplayıp zıplayıp duruyordu...
Güneşin batışını seyretmek için bizim gibi gelmiş olan herkesin kucağına çokıp oturdu bu yaramaz şey!!...
Kısmet Otel bizim için Kuşadası'nda uğramadan yapamadığımız bir yer. Hele de günbatımı.... Muhteşem!!...
Yolunuz oralara düşerse mutlaka gidin derim hepinize :)

19 Eylül 2006

BEN DÖNDÜÜÜÜÜM !...

Epey uzun bir zaman oldu yazmayalı ama inanın Eylül başında İstanbul'a dönmüş olmama rağmen eski düzenime ancak okulların açılması ile kavuşabildim!...

Hemen 2 tarifle sizlere merhaba demek istedim :)

Her iki tarif de Selma Peşteli'nin "Boşnak Yemekleri" kitabından.

Eğer hamur işlerini ve de patetesi seviyorsanız mutlaka alın, harika tarifler var.

Anneme bu kitabı ilk gösterdiğimde unuttuğu bir sürü yemeği görünce çok mutlu olmuştu.

Eeee ne de olsa o da bir Boşnak!...

TUTMAÇ ÇORBASI:

Ramazan için de ideal bir çorba...

Malzemeler (8-10 kişilik):

2 lt su
1 çorba kaşığı domates salçası
125 gr kıyma
1 su bardağı un
1 yumurta sarısı
4 çorba kaşığı yoğurt
4 diş dövülmüş sarmısak
3 çorba kaşığı tereyağ
tuz, kırmızıbiber, karabiber, nane

Yapılışı:

Hamur için; 1 su bardağı un, tuz ve biraz suyla hamuru hazırlayın, üzerine un serpip kalınca bir yufka açın. Biraz kuruyunca unlayıp küçük kareler halinde kesin (1,5 cm kare).

Köftecikler için; kıyma, tuz, karabiber ve kırmızıbiberi yoğurup fındık büyüklüğünde köftecikler yapın, üzerini unlayın.

Tencereye 1 kaşık tereyağını eritip salçayı ilave edin. Hafif kavurup suyu yavaş yavaş dökün.
Su kaynayınca kare halinde kestiğiniz yufka parçalarını ekleyin.
Ardından köftecikleri de atın.
Yaklaşık 20 dakika, orta ateşte arada bir karıştırarak pişirin, ateşten alın.
Başka bir kapta yumurta sarısı, yoğurt ve sarmısağı iyice karıştırın.
Çorbayı karıştırarak bu karışımı dökün.
Üzerine tavada kızdırmış olduğunuz kırmızıbiberli ve naneli tereyağını gezdirin.
Tuzunu kontrol edip afiyetle yiyin :)

Nişastalı Kek

Aslında daha kabarması gerekiyordu ama ben olması gerekenden daha büyük bir kapta yaptığım için ince oldular! Ama lezzeti harika...
Oğlum okuldan geldiğinde 6 dilim birden yedi, inanamadım!!...
Malzemeler:
250 gr tereyağ
5 yumurta
1 su bardağı toz şeker
2 su bardağı un
2 çorba kaşığı nişasta (ben mısır nişastası kullandım)
Yapılışı:
Yumurta ve şekeri 5 dakika çırp.
Ayrı bir kapta erimiş tereyağını 2-3 dakika çırparak krema haline getir.
Yağın içine yumurtalı karışımı yavaş yavaş dök.
Un ve nişastayı da ekleyip kaşıkla karıştır.
Yağlamış olduğunuz 30-35 cm.lik tepsiye dök.
175 derecede 30 dakika pişir.
Afiyet olsun...

Bu da bizim şeker NİNA'mız!...
Çeşme de hepimizin eğlencesiydi...
Denizden geldiğimize bacaklarımız yalayarak bizleri duş almaktan kurtarır..
Eğer bir de güzel kokulu kremler sürmüşseniz bitirinceye kadar yalar..
Sabahları yanağınıza mutlaka günaydın öpücüğü pardon yalaması kondurur...
Kışları sadece gözünü görebildiğiniz harika bir oyuncak!!...

10 Temmuz 2006

BİTMEYEN TATİL!!!....



Yaaa.... bu sene aynı başlıktaki gibi olacak benim için galiba :))

İnsanın muhtelif tatil mekanlarında yazlıkları olan yakınları ve de bu sene uzuuuuun bir tatili olunca böyle oluyormuş!!...

Sanırım bu gidiş gelişlerde de blogumu güncelleyecek pek vaktim olmayacak....

Yani anlayacağınız Eylül gibi görüşürüz sevgili arkadaşlarım...

Ben fırsat buldukça sizleri okuyacağım ama!!...

SİZLER DE BENİ UNUTMAYINIZ ANACIĞIM !!!.....

22 Haziran 2006

YAYINIMIZA BİR SÜRELİĞİNE ARA VERDİK SAYIN SEYİRCİLER !...

blog layouts

DENİZ....

KUM.....

BOL BOL GÜNEŞ.....

1 hafta yokum arkadaşlar :))

Bronz bir tenle!... döndüğüm zaman görüşürüüüüüüüüüüüz!!.....

20 Haziran 2006

ASLINI BULAMAYINCA YAPTIĞIM SOSYETE MANTISI :)


Annem ne zaman bize gelse mutlaka mantı yaptırıyoruz kadıncağıza. Hatta Bartu daha gelmeden telefonda pazarlığını yapıyor :)
Bugün canım çok mantı istedi ama hamur açmaya da üşendim doğrusu. En kolayı hazır yufka ile yapılan SOSYETE MANTISI olduğu için bunu yapmaya karar verdim.
16 adet yapmak için (aslında 4 kişi yiyecek ama aç gözlü olunca elim aza gitmiyor!!...)
4 adet yufka
1/2 kg. kıyma
1 adet orta boy soğan
3-4 adet domates
3-4 adet yeşil biber
2 yumurta
6-7 çorba kaşığı yoğurt
6-7 çorba kaşığı zeytinyağı
-Soğan rendelenir, domateslerin kabukları soyularak ufak ufak doğranır, biberler doğranır ve kıyma ile karıştırılır. Biraz sulu olması için içine bir miktar su koyabilirsiniz.
-Yufkalar dörde bölünür, geniş kısmına kıymalı harcın bir kısmı konur ve kenarları içe kıvrılmadan üçgenin ucuna doğru kıvrılır. Sonra da kendi etrafında sarılarak yuvarlak yapılır ve yana yana tepsiye dizilir. Aralarında boşluk kalmaması önemli!!...
- Yumurta, yoğurt ve zeytinyağı ile hazırlanan sıvı harç (içine biraz da su ekleyebilirsiniz) tüm yufkaların üstüne dökülür ve 1/2 saat bekletilir.
- Sonra da fırında güzzelce pişirilir!!...
- Tabaklara koyuduğunuzda üzerine sarmısaklı yoğurt ve salçalı sos dökerek harika bir lezzet yaratırsınız :))
Afiyet olsun ....

12 Haziran 2006

YAZ İÇİN İDEAL BİR MAKARNA SALATASI...



Açılış gecesine ait bir yemek daha....

Malzemeler:

1/2 paket burgu makarna

2 adet kırmızı dolmalık biber

2 adet sarı dolmalık biber

Ufalanmış beyaz peynir

Fesleğen

Ceviz

Yapılışı:

Önce biberleri közleyip, kabuklarını soyuyorsunuz. Sonra ince ince doğruyorsunuz. Haşladığınız makarnaların içine biberleri, peyniri ve cevizi karıştırıp tuzunu ve yağını ekliyorsunuz. Fesleğen yapraklarını da ekleyip afiyetle yiyiyorsunuz :)

DÜNYA KUPASI....BAHARATLI KURUYEMİŞ



Eveeeet.... Sizleri bilmem ama 1 ay boyunca biz futbolla yatıp futbolla kalkacağız !!!.... Evin 2 erkeği de futbol düşkünü olunca başka bir alternatif kalmıyor bana. 2002 Dünya Kupası güzeldi. Eeeee ne de olsa Türkiye'de katılıyordu :) Bizim oynadığımız maçları kaçırmadığım gibi üçüncülük kutlamaları için Taksim'e bile gitmiştik. Bartu o zaman İngiltere takımından Owen'ın hayranıydı, saçlarını kestirdiğimizde kendisini ona benzetip dururdu :)

Neyse, bu maçlar açıkcası hiç ilgimi çekmiyor. Ama biz Cuma günü evimizde de bir Dünya Kupası açılışı yaptık!!...

Önce açılış gösterileri izlendi, sonra eşimin çocukluk arkadaşı Levent'in de gelmesiyle maç heyecanı başladı. Ben de atmosfere uygun yiyecekler hazırlayarak ortama ayak uydurmaya çalıştım:)

Yukarıda resmini gördüğünüz BAHARATLI KURUYEMİŞ'i de ilk defa denedim ama en çok bu beğenildi. Özellikle fırından çıkardıktan sonra ılık ılık hali inanılmaz lezzetliydi....

Nasıl mı yaptım?!...

500 gr. kuruyemiş (ben cashew ve fıstık kullandım) , kavrulmamış olmalı...

1/2 tatlı kaşığı kimyon

1/2 tatlı kaşığı kişniş

1/2 tatlı kaşığı toz sarmısak

1/4 tatlı kaşığı kırmızı biber

1/4 tatlı kaşığı zencefil

1/4 tatlı kaşığı tarçın

2 çorba kaşığı zeytinyağı

Bir tavaya zeytinyağını ısıstıp, kuruyemiş hariç tüm malzemeleri koyarak 2 dk. karıştırıyorsunuz. Sonra ocaktan alıp kuruyemişleri iyice karıştırıyorsunuz. 200 dereceye ısıttığınız fırında 15 dakika pişirip, çıkarınca da üstüne tuz serpiyorsunuz. Ancak fırında tüm kuruyemişlerin iyice kızarması için arasıra karıştırmayı ihmal etmeyin.

Afiyet olsun
blog Layouts


08 Haziran 2006

MUHTEŞEM BİR KAHVALTI SOFRASI VE FASULYE DİBLE !!...




Bu yemeği annemler Samsun'a taşındıktan sonra öğrendim. Aslında sadece fasulye ile değil birçok sebze ile yapıyorlar.
PEYNİR GEMİSİ'nden Sevgili Elvan pırasalı ve karalahanalısını yazmıştı, ben de fasulyelisini yazayım dedim.

Taze fasulyeleri ayıklayıp büyüklüklerine göre 2 ya da 3 parçaya kesiyorsunuz. Yemeklik doğradığınız soğanları zeytinyağında kavurup içine fasulyeleri ekleyip kavurmaya devam ediyorsunuz. Sonra 2-3 rendelenmiş domatesi ilave edip tuz, karabiberle hafif pişiriyorsunuz (fasulyeler ne çok yumuşak ne de sert olmalı, çünkü pilavımızla da pişecek!!...).

Ben yazın bu şekilde hazırlayıp, birer ölçü torbalayıp derin dondurucuya kaldırıyorum. Sonra kışın canımız istediğinde dondurucudan çıkarıp, aynı ölçü pirinç ile birlikte aynı pilav yapar gibi pişiriyorum (fasulye ile pirincin ölçülerini aynı kullanıyorum ama isterseniz fasulyenin miktarını arttırabilirsiniz).

Bir de eğer daha önceden pişirdiğiniz sade pilavınız varsa fasulyeleri iyice pişirdikten sonra her ikisini birleştirebilirsiniz de...

Aaaaa... bir şey unuttum. Bu yemek bol karabiberle çok lezzetli oluyor aslında. Ben Bartu çok sevmediği için fazla koyamadım :(

Şimdi gelelim sevgili arkadaşım Dilek'in bizim için hazırladığı harika kahvaltı sofrasına....


Çok keyifle ve zevkle hazırlanmış bu sofrada ki ufak detayları sizlerle paylaşmak istedim!!..

Laleli şekerlikteki bademler ve kahve fincanları hediye olarak gelmişti ama ben onlarında resmini eklemeden duramadım. Ne güzel görünüyorlar değil mi?...

02 Haziran 2006

BARCELONA.... SON BÖLÜM!!!....

Barcelona denince ilk akla GAUDİ geliyor elbette!!... Adamın yaptıklarına bakmaya doyamıyor insan....
Mesela yukarıda 3 resmi görülen "Casa Mila - La Pedrera"....
Bu bina 1906 ve 1910 yılları arasında Gaudi tarafından yapılmış. Gaudi'nin Sagrada Familia'ya adamadan önceki son çalışmasıymış. Katalan dilinde La Pedrara, taş ocağı demekmiş. Sekiz katlı bu apartman köşedeki iki yuvarlak avlunun etrafında tasarlanmış. Bodrum katında şehrin ilk yeraltı otoparkı yapılmış. Binanın dış cephesinde akdenizin dalgalarını anlatmış Gaudi. Balkon demirlerini tasarlayan Josep Maria Jujol ise dalgalara benzeyen beyaz taş duvarların arasındaki yosunları anlatmış. Bu arada binanın hiçbir yerinde düz duvar yok biliyormusunuz?!!...


SAGRADA FAMİLİA....

Gaudi'nin insanın gözünü alamadığı bir başka eseri...
Avrupa'nın en sıradışı kilisesi olan TEMPLE EXPİATORİ DE LA SAGRADA FAMİLİA kendine has özellikleri ile şehrin simgelerinden biri olmuş. Bu kilisenin hikayesi de çok ilginç.
Bölgede yapılması planlanan Neo Gotik kilisenin inşasına başlandıktan bir yıl sonra, 1883'te görevi devralan Gaudi doğaçlama bir şekilde her şeyi değiştirmeye başlamış; hayatının işi haline gelen eser için 16 yıl boyunca bir münzevi gibi inşaat alanında yaşamış.
Kilisenin kriptasına gömülen Gaudi öldüğünde sadece İsa'nın Doğumu cephesindeki tek bir kuleyi tamamlayabilmiş!!...
Yetkililer, bugün inşaatı halen devam eden kilisenin bitmiş halini 20 sene sonra görebileceğimizi belirttiler.

Aslında anlatacak o kadar çok şey var ki....
Resimleri beğenen arkadaşlar, mutlaka gidin görün derim sizlere!!...


Aaaaa.... oralara gidip PAELLA yemeden olmaz tabii... Biz de yedik elbette. Sırayla her türlüsünü denedik.

Son bir resim de La Rambla'daki bir pastaneden. Dükkanın dışı o kadar güzeldi ki resmini çekmeden duramadım!!...

Eveeeet....

Barcelona olayını bitirdim artık. Bu haftasonum çok yoğun geçecek. 2 düğün, 1 toplantı var katılmamız gereken. Bu arada tarifler de birikti elimde, hafta başı söz sıra bunlara gelecek :)

30 Mayıs 2006

MEYVELER HARİKAYDI... (BARCELONA II)

Burası, MERCAT DE SANT JOSEP ya da daha çok bilinen adıyla "La Boqueria". Barcelona'nın en renkli sebze-meyve ve de balık pazarı.
Bu pazar La Rambla'nın üzerinde, Avrupanın en büyüklerinden birisi.
Neler neler vardı anlatamam!!...
Bildiğimiz, tanıdığımız meyvelerin yanısıra ilk defa gördüğümüz, tadına bakmadan da duramadığımız meyveler de vardı.

Fiyatlara gelince... inanın bazı ürünler Levent pazarından ucuzdu!!!..

Resmin sol altında çilek ve muzu gördünüz mü?... Çileğin büyüklüğü, muzun küçüklüğü tamamen gerçek boyutları!!....

Bu arada "Diego i Nuri" tükanına dikkatinizi çekerim... Adam pazarın içinde zincir mağazalar açmış neredeyse. Türk mü çok merak ettik doğrusu!...

Bu kadar güzel meyve resminin yanında biraz da deniz ürünleri göstermem lazım.



Ben hayatımda bu kadar değişik çeşitte böcük görmedim, duymadım ama resimlerini de çekmeden duramadım!...

Burası kaldığımız otelin çok yakınındaydı, hemen hemen hergün uğrayıp bol bol taze meyve yedik.

Bartu bile gaza gelip, hayatta ağzına alacağını düşünmediğim meyvelerin tadına baktı biliyor musunuz?

La Rambla üzerinde görülecek bir çok yer vardı.

"Plaça de la Boqueri"...

Bu meydanda Miro'nun 1976 yılında yaptığı mozaik zemin ve eski bir şemsiye dükkanı için yapılan Art Deco tarzı ejderha var...


Barcelona dendiğinde önce Gaudi geliyor insanın aklına elbette, ama bütün binalar öyle güzelki!!...

Akdeniz ülkesi olduğu için hepsinde mutlaka balkon var. Eski binalarda bu balkonlar pek büyük değil ama değişmeyen şey şu ki hepsinde mutlaka çiçek var, hem de bir sürü. Öyle ki bazı küçük balkonlara çiçekten çıkamaz olmuşlar...

25 Mayıs 2006

ÖNCE ZİNGARO SONRA BARCELONA (Bölüm I)!!!....

18.Mayıs sabahı Barcelona'ya uçmadan önce Bartu'yu çok istediği ZİNGARO'ya götürdük, 17.Mayıs akşamı.

Zaten bize de çok yakındı....

Atlarla yapılan çok hoş bir gösteriydi. En çok GELİN'i sevdim...

Atın üstünde bir gelin, yaklaşık 5 metre uzunluğunda bir duvak, duvağın ucunda 2 tane uçan balon ve pistin etrafında koşuyor. İnanılmaz bir görüntüydü!!... Kız atı koşturdukça duvağıda arkasından uçuyordu...

Topluiğne bak İstanbul'daki düğünde seni damada böyle gönderebiliriz, ne dersin?...

Gelelim 18.Mayıs sabahına....

Sabah erkenden kalkıp havaalanına gittik, CIP'de güzellce kahvaltımızı ettikten sonra kocacım beni Swarowski mağazasına götürdü.

Hani KRİSTAL YILIMIZ ya... Oradan çok güzel bir kolye ve küpe aldık :)

Neyse... uçağa binme zamanı geldi ve biz kalktık. Uçağın içine girdik, bir iki adım atmıştık ki annem "merhabaaaa, biz buradayız!!.." diye bağırdı bana, yanında da babam. Sonra sağıma bir baktım, sevgili kayınvaldem de uçakta.

Ben tabii kısa süreli bir şok yaşadım, çünkü hiçbirinden haberim yoktu. Hatta planda canım kuzenim Serap ve Yılmaz abinin de bizi otelde karşılaması varmış ama ne yazık ki gerçekleşemedi :(

Yaaa böyle işte...

Ben, Barcelona sürprizini önceden anladım diye sizlere anlatırken daha öğrenemediğim sürprizler de varmış!!...

Barcelona'ya indiğimizde güzel bir güneş karşıladı bizi. Pasaport kontrolünde de öyle Almanların ,Fransızların yaptığı gibi abuk subuk sorular sormadan çabucak geçtik. Taksilere bindik ve otelimize geldik. Hemen odalara yerleşip Barcelona'nın en hareketli caddelerinden biri olan (otelimizin de bulunduğu cadde) La Rambla'dan sahile doğru yürümeye başladık.

Bu caddede yürürken bir çekirdeğimiz eksik diye düşündüm:) aynı bizim sahil kasabalarında akşamları ailecek yürünülen caddeler gibiydi. Ne isterseniz var, anlayacağınız!!...


Bir kere bolca hediyelik eşya ve gazete satan büfeler vardı sıra sıra. Sonra 10 adımda bir yukarıda resimlerini gördüğünüz tek kişilik gösteriler yapan (tabii para atarsanız!!..) insanlar ve de bolca çiçekçi ile evcil hayvan satan!! dükkanlar vardı.

Bu arada bu La Rambla dedikleri yol iki tarafı da koca koca ağaçlarla kaplı çok güzel bir yol!!...

Biz böyle bir sağa bir sola bakarak yürürken limanın oraya Kolomb anıtına kadar geldik. Etrafımıza şöyle bir baktık ki her taraf ana baba günü, ellerinde BARCELONA takımın bayrakları olan bir sürü insan.

Bir gün önce Barcelona'nın Şampiyonlar Ligi Şampiyonu olduğunu biliyorduk ama kutlamaların ortasına düşeceğimizi tahmin edememiştik doğrusu!!!..


Benim iki erkeğim Fener'in şampiyonluğunu kutlayamadı ama Barcelona'nın kine yetişti walla!!...

Bir saate yakın bağırıp çağırıp, bayrak salladıktan sonra limanda yemek yiyelim dedik.

Görüğünüz gibi açılışı deniz ürünleri ile yaptık ve şahsen ben dönene kadar sürekli bunlardan yedim!!!...

İlk günümüz böyleydi, devamı yakında!!...

PS: Mimar olan yada olmak üzere arkadaşlara tek tavsiyem bu şehri mutlaka ama mutlaka görün. Sonraki yazımda ekleyeceğim resimleri görünce bana hak vereceksiniz!!!..

22 Mayıs 2006

BİYONİK'İN SOBESİ!!...

Dün akşam geç saatte geldim, bu sabah da oğlumu okula gönderdikten sonra hemen blogları dolaşmaya başladım.
Topu topu 4 gün Türkiye dışındaydık ama yaşananları okudukça yerimde duramaz oldum.
Hele bir de Biyonik'in çağrısını görünce katılmadan duramadım!!...
26.Nisan'da yazdığım yazımda "BİZİ NELER BEKLİYOR?..." demiştim....
Önümüzdeki günler de bizi gerçekten neler bekliyor acaba?!!...

16 Mayıs 2006

2 TARİF VE GÖRÜŞMEK ÜZERE....

Bloguma şöyle bir baktım da ne zamandır yemek tarifi yazmamışım!!!...

Güya işe ara verince bol bol değişik tarifler denerim diyordum ama evle ilgilenmekten pek fırsatım olmamış...
Neyse bugün size 1 tatlı 1 tuzlu tarifi vereceğim.
İlki, benim tarif defterimde "Özlem'in Kurabiyesi" olarak geçiyor.
Ankara'da bir bankada beraber çalıştığım arkadaşımdan almıştım bu tarifi.
En güzel tarafı bayatlamadan 5-6 gün saklanabilmesi!!...
Ben bu ölçülerle 2 tepsi yaptım. İsterseniz yarı yarıya da yapabilirsiniz...
Malzemeler:
400 gr. mısır nişastası
250 gr. margarin (oda sıcaklığında)
2 yumurta
1 paket kabartma tozu
1 paket vanilya
1 su bardağı pudra şekeri
1/2 su bardağı un
1 paket kakao (ülker'in gramı ne kadardı hatırlayamadım!!...)
Yapılışı:
- Nişasta ile margarin yoğrulur. Kakao ve un hariç diğer tüm malzemeler eklenir.
- Hamur ik parçaya ayrlır ve bir parçasına un diğer parçasına kakao eklenerek iyice yoğrulur.
- Daha sonra her iki hamurdan da eşit parçalar alınıp istenilen büyüklükte yuvarlaklar yapılır.
- Önceden ısıtılmış fırında yaklaşık 10dk. pişirilir.
Bu kurabiye ağızda dağıldığı için ben cevizden biraz küçük parçalar halinde yaptım.
Bir de pişerken çok kabarmıyor, tepsiye sık sık yerleştirebilirsiniz....
Diğer tarifim ise "Peynirli Pay"...
Ben daha önce kahvaltıya çağırdığım arkadaşlarıma yapmıştım. Çok lezzetli olduğunu mutlaka söylemeliyim :))
Neyse , gelelim tarife;
Malzemeler:
Tabanı için ;
10 çorba kaşığı tepeleme un
125 gr margarin (oda sıcaklığında)
2 çorba kaşığı yoğurt
1 yumurta
1 paket kabartma tozu
İçi;
250 gr beyaz peynir/rendelenmiş
1 su bardağı rende kaşar
1/2 demet maydanoz ve dereotu
pulbiber-karabiber
Üzeri;
1 su bardağı süt
1 yumurta
Yapılışı:
- Unun içine margarin, yoğurt, kabartma tozu ve yumurta eklenerek ele yapışmayacak kıvamda hamur elde edilir (gerekirse un ilavesi yapabilirsiniz!!).
- Hamurun yarıdan fazlası kalıba eşit miktarda yayılır, kalıbın kenarlarınında hamur olması gerekiyor unutmayalım!!!...
- İç malzemenin hepsi karıştırılır ve hepsi hamurun üstüne yayılır.
- Kalan hamurla iç malzemesinin üstüne kafes yapılır.
- Üzeri için hazırlanan süt ve yumurta karışımı tartın üzerine dökülür ve önceden ısıtılımış fırında pişirilir.
Afiyet olsun....
Eveeettt...
Gelelim "Görüşmek üzere" kısmına....
Hani sevgili Topluiğne kınasından bahsediyor ya son yazısında ...
İşte bundan tam 15 sene önce 18.Mayıs.1991 Cumartesi günü de benim kına gecem vardı Ankara'da.
19.Mayıs'da da evlenmiştik!!!...
Sevgili Kocacım unutmamak için böyle bir gün seçtiğini söyler hep :))
Neyse , iste bu Cuma günü bizim 15. EVLİLİK YILDÖNÜMÜMÜZ...
Yani KRİSTAL YILIMIZ.....
Hani ben kocacığıma geçen sene sürpriz 40 yaş partisi yapmıştım ya...
O da bana evlilik yıldönümümüz için sürpriz bir gezi planlamış ama meraklı ben tabii herşeyi önceden öğrendim!!...
Yani sürprizi falan kalmadı işin ama gideceğimiz yer benim daha önce görmediğim ve çok merak ettiğim bir yer BARCELONA!!!... olduğu için accaip heyecanlıyım :)
18.Mayıs sabahı yola çıkıyoruz, Pazar günü dönüyoruz.
Sizlere bol bol resimlerle döneceğim :))
Hoşçakalııııııııııııııııın........

08 Mayıs 2006

BEN ARTIK BİR IKEA CANAVARIYIM !.....

Evet sevgili arkadaşlarım son 2 haftada, gün aşırı İkea'ya giderek ve de aldıklarımı monte ederek bir IKEA canavarı oldum!!....

Sizlerin de bildiği gibi geçtiğimiz günlerde evimizde bir tadilat olayı yaşadık. Bu tadilat sırasında hazır el değmişken değiştirelim diyerek misafir tuvaletimizin lavobosunu yenileyip bir de dolap ekledik. Tabii ki IKEA'dan!...

Bilenler bilir (bknz:Topluiğne), buradan aldığınız herşey demonte geliyor, her bir parçasını siz yapıyorsunuz. Neyse efendim, biz bi güzel bu iki dolabı monte ettik.

Sonra , oturma odamıza da televizyon dolabı, yanına da bişeyler alalım diye tekrar gittik veee 3 dolap 1 TV altlığı ile döndük. Tabii ki demonte!!...

Bunlara ilave olarak 1 şifoniyer veeeee bahçe takımı yaptık!!!...

Bahçe takımı hafife almayın ama, 1 masa, 2 koltuk, 1 kanepe ve 1 şezlong....

Yani Topluiğne'ciğim, İkea'dan alacağın başka şeyler varsa öyle marangoz felan çağırma ben hemencecik gelirim bak!!... Sen yeter ki telefonunu doğru ver :)


Çok çalıştım çooooooooooook.......

02 Mayıs 2006

BAŞLIK BULAMADIM :(

Önce geçen haftasonu Pazar kahvaltısı için gittiğimiz Dalia'dan bahsetmek istiyorum. Kilyos'un koylarından birinde harika bir balıkçı!!... Ama biz bu sefer kahvaltısını denedik.

Tam karşımızda Karadeniz....

Hava açık ama serince...

Masamızda her türlü lezzet...

Uzuuuuuun uzuuuuuuuun yedik, sonrasında da yürüyelim dedik ama çimlerin üstünden kumsala bile inemedik :(


Sonraaaaa... bugün pazardan alıp annemle hemen pişirdiğimiz turp otu ve ebegümeci ile yaptığımız börek var!!...

Eve gelince aldığımız otları hemen haşlayıp, soğanla kavurdum. Dörde böldüğüm yufkaların geniş ucuna iç malzemesini koyduktan sonra kenarlarını kıvırmadan rulo yapıp kendi etrafında çevirerek tepsiye yan yana dizdim.

Sonra başka bir kabın içinde hazırladığım yumurta, yoğurt, zeytinyağ karışımını böreklerin üstüne döküp, 1 saate yakın beklettikten sonra fırında pişirdim.

Sarmısaklı yoğurt ve salçalı sosla servisimi yaptım.

Aslında yaptığım Sosyete Mantısı'nı kıyma yerine otlarla yapmak oldu!!..

Denerseniz afiyet olsun :)

26 Nisan 2006

BİZİ NELER BEKLİYOR?...

Son günlerde canım ne haber dinlemek ne de gazete okumak istiyor.
Geleceğimizin nereye gittiğini bir türlü kestiremiyorum!
Son yaşananlara bir baksanıza;
1- 21 yaşında bir ÇOCUĞUN 23.Nisan Çocuk Bayramında Meclis Başkanı'nın koltuğuna oturması...
2- Bu 21 yaşındaki ÇOCUĞUN vermeye çalıştığı mesajlar...
3- Sayın Bülent Arınç'ın kendisine Cumhurbaşkanlığı yolunu açmak için yaptığı konuşma...
4- Daha sonra Sayın Başbakanımızın "...egemenlik duvarda değil milletin kendisinde olacaktır." dediği konuşma...
5- Çarşaf giydirilmiş kız çocuklarının 23.Nisan'da yaptıkları yürüyüş...
6- İstanbul Üniversitesi'nde zorla başları kapattırılan kız öğrenciler...
............
Sanırım artık bişeyler yapmamız lazım ama NASIL?!....

25 Nisan 2006

ASLINDA BUNLARI YAZACAKTIM!!...

Evet, aslında başka şeyler yazacaktım geçen hafta ama, aniden ortaya çıkan tesisat sorunumuz nedeniyle fırsatım olmadı :(

Son yazımda bahsetmiştim, geçen hafta Pazartesi günü sabah erkenden
İpek'in de katıldığı KERMES'e gitmiştim bir arkadaşımla.

Birbirinden güzel ürünlerin arasında dolaşırken burnumuza gelen kahve kokusuna dayanamayarak kendimizi bahçede kahve standının önünde bulduk. Gerçekten, ne muhteşem kokudur şu kahve kokusu yahu!!... İnsanı kendinden alıyor...

Neyse, kermes gezimizi bitirdikten sonra arkadaşımla Nişantaşı'na doğru yürümeye başlayıp, Kırıntı'ya geldiğimizde acıktığımızı fark edip, biraz mola verdik.

Hava da harikaydı, yemekler de....

Başkaaa....

Aaaaa.... ben size çiçeklerimin resmini göstermeyi unuttum!!...


Geçen sene yaz sonu Almanya'dan bir sürü lale ve fulya soğanı alıp kışın ekmiştim.

Nereden bilebilirdim ki İstanbul'un dört bir yanının lale ile dolup taşacağını!!...

Her neyse benimkiler de terasımda açmaya başladılar. İnanılmaz mutlu oldum.

Eeeee... hayatımda ilk defa ektiğim bir bitki çiçek verdi de...

20 Nisan 2006

NELER OLDU NELER?!!...


Sormayın başımıza neler geldi!!...

Efendim biz evimize bundan 6 sene önce taşındık, ilk oturan da biziz. Satın aldığımızda sadece mutfak dolapları ve merdiven trabzanını yaptırıp hemen yerleşmiştik.

Amma.... su tesisatımızı da kontrol etmemiz gerekiyormuş meğerse :(

Salı gününden beri evimin bilimum duvar ve zemini kırılmış, oradan buradan borular çıkmış durumda...

Durumumuzu şöyle de açıklayabilirim;

* tuvaleti ancak sabah ve akşam kullanabiliyoruz,

* tek kullanabilir durumdaki lavabomuz mutfakta, onun da kullanım saatleri sabah ve akşam!!..

* Essporto'ya hiç bu kadar sık gitmemiştik herhalde, ma'aile orada yıkanıyoruz artık!!...

Neyse, sanırım Cumartesi itibarıyla ustaları gönderebilmiş ve normal koşullarımıza dönmüş olabileceğiz!!...

Eveeet, şimdi gelelim sevgili İpek'in katıldığı KERMES'e...

Pazartesi sabahı erkenden kermese gittim arkadaşlar. İpek'i de hiç zorlanmadan buldum, biliyormusunuz?!!...

Tam da tahmin ettiğim gibi sıcacık bir gülümsemesi var çünkü :)

Bu arada yeni yaptığı ciciler de bir harika!!..

Kahve sözünü unutmadım İpek'cim!!....

18 Nisan 2006

BAKIN ARAMIZA KİM KATILDI ?!...

Aileye bir blog sahibi yeterli gelmeyince ikincisi de hemen ekleniverdi sevgili arkadaşlarım!!...

Benim canım kuzenim, harika aşçı Serap'ım "BİR TATLI SERAP" ile taaaa Almanya'dan aramıza katılıverdi.

Kendisi de yazmış ya, sadece yemek kitabı 85 tane olan birisinden harika tarifler alırız artık, ne dersiniz?!....