Dün İstanbul'da güneşli bir sabaha uyandık. Galiba sonunda bahar gelmeye karar verdi :)Bir önceki gün bloglar arasında dolaşırken Banu'ya özenmiştim doğrusu!!.. Arkadaşlarıyla geçirdiği günü ballandıra ballandıra anlatmış.
Ben de arkadaşlarımla yapacağım Kapalıçarşı gezimizi sizlere anlatmaya karar verdim (nisbet mi yapıyorum ne?!..).
Evet... güneş tepemizde, arabalarımıza güzel bir park yeri bulmuş olarak yavaş yavaş Kapalıçarşıya doğru yürümeye başladık.
Biraz kuyumcu vitrinlerine baktıktan sonra, sabah kahvemiz için kısa bir mola verdik. Gerçi kahve fincanlarımız fal için çok uygun değildi ama muhabbetimiz süperdi!!...
Sonra girdiğimiz her dükkanda (çantacılar, gümüşçüler, dericiler...) ellemedik bir eşya bırakmadan öğlen saatini getirdik. Her Kapalıçarşı ziyaretimizde mutlaka uğradığımız HAVUZLU RESTORAN'da bir güzel yemeklerimizi yedik.

Aslında amacım bu gezinin her detayını fotoğraflayıp sizlerle paylaşmaktı ama :(( sıra yemeklerimizin resimlemeye geldiğinde şarjım bitti!!!...
"Tam Teçhizatlı Kameraman Cevat Kelle" kadar olamadım yani.
Oysa ki yediğimiz dönerin, beğendinin, zeytinyağlı enginarın ve nefis bamyanın resimlerini sizlerle paylaşmayı çok istemiştim. Aranızda orada yemek yiyenler mutlaka vardır ama eğer henüz gitmemiş olanlarınız varsa tavsiye ederim. Hem atmosfer hem yemekler mükemmel...
Çaylarımızı da orada içtikten sonra biraz daha dolaşıp, çanak çömlek inceleyip doğruca Divan Cafe'ye gittik. Kahvelerimiz geldiğinde kendime bir kez daha kızdım, çünkü öyle değişik bir fincanla getirdiler ki kahvelerimizi....
Neyse, en kısa zamanda tekrar bir ziyaret organize edip, bu sefer eksik kalan her detayın resmini çekeceğim!!...








































